Bodrum’un en popüler caddesi olan Neyzen Tevfik Caddesi’nin sonuna doğru sağda, köşede yer alan bir cafe..
Son adı, Cafe Cafen..
Son adı diyoruz çünkü daha önce bir çok defa bir çok değişik kişi tarafından kiralanan bu mekan o kadar çok el değiştirdi ki insanlar önünden geçerken bu defa ne oldu acaba diye bakıyorlardı..
İlk önceleri Şütte, daha sonra Oriste, daha sonra Cafe Buğday, daha sonra Cafe Artemisia gibi adlarla açılan bu mekanda herkes bir uğursuzluk olduğunu düşünürken sonunda öyle bir şey oldu ki, herkese kapak oldu..
Ne mi oldu? Anlatalım..
Mekanın mülk sahibi olan Rüştü Gür’ün oğlu Galip Gür, Bodrum’da pek görülmeyen bir girişimde bulundu..
Galip Gür, defalarca başarısız duruma düşen bu mekanı tekrar kiraya vermek yerine mali risk alarak adından konseptine kadar yeniden yarattı ve kendisi işletmeye başladı.

Bu duruma neden “Bodrum’da pek görülmeyen” dediğimizi merak edenler için hemen bir açıklama yapalım..
Bodrum, genellikle iyi iş yapan mekanların mal sahiplerinin kiracılarına kan kusturdukları bir yerdir..
İyi iş yapan mekanların mal sahiplerinin çoğu her yıl kiracılarına giderler ve “daha çok para veren var, ya sen de o kadar para ver ya da çık burayı başkasına vereceğim, olmazsa ben işleteceğim” derler, kiracılarına sinir krizleri geçirtirler..
Fakat mekan iş yapmıyorsa hiçbir mal sahibi o mekanı işletme riskine girmez.
Çünkü işin içinde onların hiç sevmediği bir şey olan “para kaybetme” riski vardır..
Parasal riski asla sevmeyen bu tip mal sahiplerinin böyle bir durumda yaptıkları tek şey ise iş yerlerini her defasında “bunlar da Bodrum’u istila etti” dedikleri sahte konfeksiyon, çanta, hediyelik eşya satan acayip tiplere kiralamak olur..
“Bin dolar fazla versin kim gelirse gelsin” mantığı ile yapılan bu kiralamalar da Bodrum’un “açık hayvanat bahçesi ” haline gelmesine büyük katkılar sağlar..
Vaziyet böyle iken Galip Gür’ün girişimi için “Bodrum’da pek kolay görülmeyen” ibaresini neden kullandığımızı şimdi anladığınıza eminiz.
Biz her zaman söyleriz..
Farklı insanlar fark yaratabilir..
Galip Gür’de farklı bir insan..
Farkı, doğal olarak işlerine de yansıyor..

O’nun farkı sonradan oluşan bir fark değil, genetik..
Neden mi ? Hemen söyleyelim..
Galip Gür, Bodrum’u Bodrum yapanlar içerisinde ilk 10’da gösterilen Rüştü Gür’ün oğlu..
Tam da bu noktada Rüştü Gür’den bahsetmezsek olmaz..
Rüştü Gür, Bodrum’u kemirenlerden ya da kemirenleri seyredenlerden değil, Bodrum’a ilk’leri, yenilikleri getirenlerden, Bodrum’da yapılan yanlış işlere karşı çıkanlardan, kirli işlere asla bulaşmayanlardan olarak tanınır..

Bodrum’un ilk turizm belgeli oteli olan ve bu gün halen bütün azameti ile yaşayan Seçkin Konaklar’ı Bodrum’a kazandıran da, Türk sanat musikisinin “sanat güneşi” olarak tanımlanan rahmetli Zeki Müren’in Bodrum’a gelmesine neden olan da, hatta O’nun Bodrum’daki ilk evini temin eden de Rüştü Gür’dür..
Galip Gür’de tıpkı babası gibi.. O da doğduğu, büyüdüğü ve halen yaşadığı yer olan Bodrum’a aşık..
Daha güzel bir Bodrum yaratmak, Bodrum’un güzelliklerini tüm dünyaya tanıtmak, Bodrum’a yeni bir özellik daha katmak için o da çok çalışıyor..
Ve başarıyor da..
Bodrum’un emsalsiz koylarını tüm dünyaya tanıtan, bununla da yetinmeyerek “Dünyanın En Güzel Koyları Birliği” ikinci başkanı olabilme başarısını da gösteren Galip Gür, dikkat çekici nitelikteki başarılarına bu defa Cafe Cafen adını verdiği cafe işletmeciliğini ekledi..

Galip Gür, cafe kültürüne oldukça ilgi duyan bir insan..

Gittiği yurt dışı gezilerinde ziyaret ettiği çok özel cafe işletmelerinin her biri onun aklında ve kalbinde derin izler bırakmış.

Cafe Cafen için bu izlerin toplamının Bodrum’a taşınmış hali de diyebiliriz rahatlıkla..
2008 yılının Şubat ayında Türkiye’nin en prestijli marinası olan Milta Bodrum Marina’nın tam karşısında Bodrum’un en ünlü simalarının da katıldığı bir açılışla hizmete giren Cafe Cafen,

benzersiz konumu; abartısız, şık dekorasyonu, değişik lezzet seçenekleri, her biri resim gibi gelen kahveleri ve güler yüzlü hizmeti ile gayet normal olarak Bodrum’un en popüler mekanlarından biri oldu.
Galip Gür ve Eşi Meral Gür nerede ise gün boyu Cafe Cafen’de bulunuyorlar,

misafirleri olarak kabul ettikleri müşterileri ile ilgileniyorlar..
Bizce mekanın en büyük farklardan bir tanesi de bu..
Cafe Cafen , Bodrum’daki birçok mekan gibi garsonlara, komilere terk edilen; sahibinin arada bir gelip “beni arayan var mı, kasada kaç para var ?” diye sorup gittiği mekanlardan değil.
50 kişi kapasiteli olan bu mekanda lounge ve pop jazz türü müzikler eşliğinde yiyeceğiniz, içeceğiniz her şeyde büyük bir özen, büyük bir keyif var fakat büyük bir kazık yok..
Mesela..
Son derece kaliteli peynir, zeytin ve reçel çeşitleri, özenle seçilmiş taze domatesler ve salatalıklar, farkı ilk anda anlaşılabilecek cinsten bal ve kaymak, isteğinize göre sahanda ya da haşlanmış olarak hazırlanan günlük yumurta çeşitleri, yanında simit ve kızarmış ekmek dilimlerinden oluşan Cafe Cafen kahvaltısının tek kişilik olanı (iki kişiyi de çok rahat doyurabilir), sadece 18 TL..

Kahvaltının içerisinde yer alan ve Yunanistan’ın Kos adasından özel olarak getirtilen domates reçeli ise Cafe Cafen’de kahvaltı etmek için tek başına bir sebep..
Daha ucuz bir şeyler mi yemek istiyorsunuz ?
O zaman Cafe Cafen sandviçlerini deneyin..
Cafe Cafen, Sandviç konusunda da oldukça iddialı, ezber bozan bir mekan..
Fiyatları ne kadar mı ?
Korkmayın..
En pahalısı 10 TL !!
Ya işte böyle..
Bodrum’un en güzel caddesinin üzerinde bulunan böylesine güzel bir mekan için şaka gibi fiyatlar bunlar..
Sizce öyle değil mi ?
Cafe Cafen’de bir de tatlı olayı var ki kelimenin tam anlamı ile feci..
Özellikle Galip Gür’ün eşi Meral Gür’ün kontrolünde hazırlanan Cheesecake için söylenilecek tek bir kelime var..

Tabii ki üçe bölerek..
O-la-maz..
Tramisu ve brownie için artık biz bir şey demeyelim siz tahmin edin..
Fiyatları ne kadar mı ?
11 TL..
Bir yanlışlık olmasın diyenler için bir defa da yazı ile yazalım..
On bir TL..
Ana cadde üzeri, tam bir Bodrum güzeli olan Cafe Cafen, yılın 365 günü sabah 08.30 ile gece 01.30 arasında sizleri bekliyor..
Gülümsetmek, mutlu etmek, iyi ki Bodrum’dayım dedirtmek için..
Bu arada hemen hatırlatalım, Cafe Cafen’in üstü de Rüştü Gür’ün evi..
Yirmi yılı aşkın bir zamandır aynı güzellikte, aynı temizlikte olan bu eve aşağıdan bir göz atın..
Sonra da o civardaki diğer evlere bakın..
Rüştü Gür farkını, özenini, titizliğini hemen fark edeceksiniz..
Cafe Cafen’e gittiğinizde şayet şansınız var ise yani, Rüştü Bey’de oralarda ise ona eski Bodrum’u, Zeki Müren’i, Bodrum’la ilgili aklınızdaki her şeyi sorun..

Sorularınızın cevaplarını dinledikçe bu çok özel insana siz de hayran olacaksınız..
Tıpkı bizim olduğumuz gibi..
Kürşat Başar, Fatih Erkoç, Ali Poyrazoğlu, Fedon gibi bir çok ünlü Bodrum aşığının hemen keşfedip müdavimi oldukları Cafe Cafen’e siz de mutlaka gidin..
Hatta mümkün olduğunca çok gidin..
Çünkü hayat, kötü seçimlerle zaman harcayacak kadar uzun değil..
|