O, bu gün Bodrum’un dünya çapında bir simgesi olan, her yıl binlerce turistin gezdiği, içerisindeki emsalsiz eserler nedeni ile dünyanın en iyi sualtı arkeoloji müzesi olarak tanımlanan Bodrum Kalesi’nde 42 yıl önce göreve başladığında Bodrum Kalesi, kapalı hiçbir alanı olmayan, dört duvar halinde, kaybolmaya yüz tutmuş tarihi bir kalıntı idi..
O, görevde bulunduğu kırk yılın üzerindeki zaman süresi içinde yaptığı inanılmaz çalışmalarla, dört duvardan oluşan bir kalıntı olarak teslim aldığı Bodrum Kalesi’nin yeniden yaratılmasına, dünyanın en iyi sualtı arkeoloji müzesi haline getirilmesine, ülkemize ve dünyaya yeniden kazandırılmasına önderlik etmiş olan kişi..
O, yaptığı bu inanılmaz çalışmalar nedeni ile sürekli eleştirilen, suçlanan, itham edilen, halen ömrünü harcayarak yeniden yarattığı Bodrum Kalesi’nin bahçesine “izinsiz çiçek ektiği” için yargılanması istenen, tüm bu olanlara rağmen Bodrum Kalesi’ne ve Bodrum’a olan aşkını kaybetmemiş çok özel bir insan..
Adı, Oğuz Alpözen..
Oğuz Alpözen, tüm hayatını Bodrum Kalesi’ni yeniden yaratmak için harcamış olan bir insan ve artık emekli oldu..
Böyle bir insanın emekli olduğunda da yaratmaktan vazgeçmeyeceğini rahatlıkla tahmin edebilirsiniz..
Evet, vazgeçmedi ve bu defa Bodrum’a eşi benzeri olmayan bir sanat galerisi kazandırdı..

Bu öyle bir galeri ki, çok özel bir tasarımla yapılmış olan taş binasının dış duvarlarında bulunan ve her biri ayrı anlam taşıyan kabartmaları ile dahi sizi ilk bakışta büyüleyecek.

Bu kabartmaların ne anlama geldiklerini, neden bu binanın duvarlarına işlendiklerini Oğuz Alpözen’den dinlediğinizde gördüklerinize karşı oluşan hayranlığınız daha da artacak.

Binanın içerisine girdiğinizde gördüklerinize inanmakta güçlük çekeceksiniz..

Çünkü karşınızda duran binanın tasarımından, akıllara ziyan bir hikayeye sahip olan, dev bacası binanın tam ortasından gökyüzüne doğru yükselen sobasına kadar değil Bodrum’da, tüm dünyada bir eşi, bir benzeri daha yok..

Binanın içi de an az dışı kadar ilginç ve benzersiz..
Oğuz Alpözen Sanat Galerisi, Bodrum mimarisindeki üç çeşit Bodrum evinden biri olan "musandralı" evin çağdaş bir yorumu..

Musandralı ev, Bodrum’da tarımla uğraşan ailelerin oturduğu ev tipidir.
Bu tip evlerin en önemli özelliği içerisinde bir adet asma kat bulunması.

Oğuz Aplözen Sanat Galerisi’nin çok özel binası, dışarıdan bakıldığında iki kat olarak gözükmekle birlikte binanın içerisinde 7 ayrı musandra yani 7 ayrı asma kat bulunmaktadır.

Giriş katının sağında ve solunda bulunan merdivenlerden çıkarak ilk asma kata ulaşıyorsunuz.

Asma katlar, satılık olarak teşhir edilen eski, antika ürünlere ayrılmış durumda..

Asma katlarda teşhir edilen ve inanılmaz güzellikte olan eski ürünler nedeni ile her asma katta, kendinizi tarihin başka bir zamanına seyahat ediyormuş gibi hissedeceksiniz.

Asma katlarda küçük heykellerden, eski porselen tabaklara,

eski antika kapı anahtarlarından,

muhtelif eski cam eşyalara,

eski zamanların vazgeçilmezlerinden biri olan terazilerden,

yine o zamanların bir başka vazgeçilmezi olan gaz lambalarına kadar her birini hayranlıkla izleyeceğiniz, Dereköy ve Bodrum ağırlıklı birçok eski, eşsiz, benzersiz eşyayı görebilir, satın alabilirsiniz.

Asma katlardan geçerek ulaşacağınız 4. ve 5. asma katlar, Alpözen ailesinin yaşam alanı..

Alpözen Ailesi’nin yaşam alanı, binanın bir başka güzel yerine, terasına açılmakta..

Terastaki taş işçiliği de binanın her yerinde olduğu gibi hemen dikkatinizi çekecek nitelikte..

Arzu ederseniz terasta oturabilir, benzersiz güzellikteki Dereköy manzarasını seyrederek dinlenebilirsiniz.

Şimdi sizi bu muhteşem sanat galerisinin en alt katına, o inanılmaz sobanın olduğu yere götürmek istiyoruz..

Kafeterya olarak kullanılan en alt kata inerken, katın tam ortasında duran inanılmaz, benzersiz sobaya bu sobayı gören herkes gibi sizin de gözleriniz takılacak.

Bu soba, Birinci Dünya Savaşı’nın soğuk savaş yıllarında kullanılan eski bir deniz mayını.. Öldürmek, yok etmek üzere tasarlanmış bu mayın da Oğuz Alpözen’in benzersiz yaratıcılığından nasibini almış ve eşi benzeri olmayan bir sobaya dönüşmüş.

Açık denizlerin soğuk sularında dokunanı yok eden bir mayının bir sobaya dönüşmesi, içerisine konan odunlarla insanları ısıtması belki de dünyada ilk defa Bodrum’da, bu inanılmaz binanın içerisinde gerçekleşti..
Başta da dediğimiz gibi akıllara ziyan bir soba bu..

Soba haline dönüşmüş bu mayının arkasından çıkan bacası da en az bu mayın kadar dikkat çekici. Binanın orta boşluğundan yükselen bu dev baca da sizi çok şaşırtacak.. Bacanın ihtişamlı duruşu, inanılmaz farklılıkta bir görüntü yaratmış bu muhteşem sanat galerisinin içerisinde..
 
Bütün hayatı yaratmakla geçmiş olan sıra dışı bir insanın yarattığı bu son esere, bu inanılmaz binaya, Oğuz Alpözen Sanat Galerisi’ne mutlaka gidin..
Bu muhteşem eseri bütün sevdiklerinize tanıtın, onlar da gitsinler.

Kendinizin ve sevdiklerinizin hayatına unutulmayacak güzellikte bir keşif, bir anı ekleyin..
İsterseniz, Oğuz Bey’in yıllarca özenle sakladığı belge ve bilgileri inceleyerek Bodrum Kalesi’nin o’nun önderliğinde yeniden nasıl doğduğuna şahit olun,

isterseniz, ressam Yusuf Tarım’ın duvarlarda asılı olan, antik çağı ve Osmanlı savaş gemilerini konu aldığı bir birinden güzel tablolara bakın mutlu olun..

Her köşesi benzersiz,

her şeyi ile emsalsiz olan bu sanat galerisine mutlaka ve mutlaka gidin..

Her yerini, her şeyini dikkatle inceleyin, fotoğraflar çekin..

Siz de düşünün bizim gibi bu nasıl bir insan, bu nasıl bir enerji, bu nasıl bir yaratıcılık diye..

Ve bu muhteşem insana, bu muhteşem insanın yarattığı kendisi gibi muhteşem olan bu sanat galerisine, Bodrum’da gereken ilginin gösterilmediğini, her yerde atıp tutan anlı şanlı dernek yöneticilerinin, üyelerinin, sanatçıyım diye geçinenlerin, Bodrum’u yönetenlerin ve tanıttıklarını iddia edenlerin bu galeriye adım dahi atmadıklarını bilin, bizim gibi şaşırın, bizim gibi üzülün..

Teşekkürler Sayın Oğuz Alpözen..
Bodrum Kalesini yeniden yaratmaya, ömrünüzden verdiğiniz 42 yılınız ve bu 42 yılın sonunda Bodrum’a kazandırdığınız eşi, benzeri olmayan nitelikteki son eseriniz, Oğuz Alpözen Sanat Galeriniz için..
Size yapılan vefazsızlıklara, terbiyesizliklere, iftiralara karşı muhafaza ettiğiniz nezaketinize, terbiyenize ve sabrınıza, yarattığınız eserlerinize duyduğumuz kadar hayranlık duyuyoruz.
Yurtdışında “Şövalye” unvanı verilen, 42 yıl boyunca sadece yaratmak için yaşayan size, iftiralarda bulunup mevki sahibi, kahraman, müdür olmaya çalışanlar utansın..
Sizi ve son eserinizi platformumuzda tanıtmaktan büyük bir mutluluk duyduk.
Bize yaşattığınız bu mutluluk için size ayrıca teşekkür ediyoruz. |